Lügat

Mürid Ne Demek

Mürid Ne Demek
Mürid Ne Demek

Kelime manası “isteyen, irade ve istek sahibi olan, isteyen” anlamına gelen “mürid”; tasavvuf yoluna girmeye karar veren ve bir şeyhe intisap eden (bağlanan) kişiye denir.

Mürid, Allah’ın rızasına ulaşmak ve kemal mertebelerini kat etmek için iradesini mürşidinin rehberliğinde ortaya koyar. Günaha karşı müridin iradesi yoktur; yani mürid Allah Teâlâ’nın yasakladığı fiillere yaklaşmaz. Bu sebeple mürid için, iradesi olmayan kişidir, denilmiştir. Çünkü o, Hak yolunda iradesini mürşidine bağlamıştır. Müridin bundan muradı ise Allah’ın rızasına ulaşmaktır.

Ebu Talib el-Mekki (k.s) hazretlerine göre mürid, iradesini doğrulukta tutmalı, kötü arkadaşlardan uzak durmalı, nefsinin afetlerini öğrenmeli, Allah’ı tanıyan kimselerle dostluk etmeli, tövbe etmeli, rızkını helal yollardan kazanmalı ve kendisine yol gösterecek sâlih bir dost edinmelidir.

Müridi, Mevlâ’sı dışında bir şey irade etmeyen kişi olarak tanımlayan 18. yüzyılın mutasavvıf alimlerinden Ahmed ibn Acîbe el-Hasenî (k.s) müridliği üç mertebeye ayırır:

  • Müridliğin en aşağı mertebesi teberrük ve hürmet amaçlı müridliktir ki, himmeti düşük ve dünya sevgisi çok olan kişilere hastır.
  • İkincisi, ilahi huzura ulaşma amaçlı müridliktir. Bu, dünyevî alakalardan soyunmuş ve gayretini Allah’a yöneltmiş kişiler içindir.
  • Üçüncüsü ise hilafet ve marifeti tamamlama müridliğidir.

Seyr ü Sülûk adı verilen manevi yolculuk, müridin mürşidine bağlanması ile başlar. Bu yolculuk müridin niyet ve gayreti ölçüsünde Allah’ın marifetini elde etmesine vesile olur. Müridin bu yolda en büyük sermayesi samimiyetidir. Müridin bu yolda en büyük sermayesi samimiyetidir.

Mürid, mürşidinden öncelikle edep öğrenir. Tasavvuf yolunun baştan sona edeplerden ibaret olduğunun farkına varır. Her an, her halinde uygun olan edep hangisiyse ona göre davranmaya gayret eder.


Mürid Nasıl Olmalıdır?

Mevlânâ Halid-i Bağdâdî Hazretleri (kuddise sırruhû) şöyle buyurmuşlardır:

Mürid, herşeyin sahibi olan Allah Teâlâ bir daha mühlet vermeyebilir düşüncesiyle hiçbir anını boşa harcamaz. Vaktini ancak yüce Allah’ı zikretmeye ve O’nunla huzur bulmaya hacar.

Kendisini ölmüş, kefene sarılmış ve kabre konulmuş olarak kabul eder. Kendisine rahmet edilerek yalnızca Allah Teâlâ’yı zikretmek için mezardan çıkmasına izin verildiğini, her an geri dönme emrinin verilebileceğini düşünür.

Mevlâna Halid-i Bağdâdî (kûddise sıruhû)


Mürid Ne Demek

Lugat
Ne, Nedir, Ne Demek?

Bir Yorum Bırak