Tasavvuf

Allah’a Güvenmek Nasıl Olur

Allah'a Güvenmek Nasıl Olur?
Allah’a Güvenmek Nasıl Olur?

Yüce Allah’ın rahmetine güvenen kimse, önce O’nun sözüne güvenmeli, verdiği müjdelere ermek için gösterdiği yola girmelidir. Yüce Allah, günah işleyenleri tövbeye, kullukta kusur edenleri ibadet ve itaate çağırmaktadır. O, tövbe edene affını, ihlasla amel edene sonsuz ihsanını vaat etmiştir. Allah’ın (celle celaluhu) vaadi hak, gerçekleşmesi muhakkaktır. Bütün mesele kulun o vaade uygun hareket etmesidir.

Yüce Allah, rahmetini bekleyenlerin şu üç çeşit amel içinde olduğunu haber vermiştir: İman, hicret, mücahede (Bakara 2/218). İman bellidir. Hicretin aslı, kötülükleri terk etmektir. Mücahede ise bütün zorluklara rağmen dinini yaşamaya çalışmaktır. Bunu yapanlar, yüce Allah’ın sevgisini, rahmetini, affını, güzel ölümü, cenneti ve içindeki müjdeleri bekleyebilir.

Mümin, ümit halini korku ile dengelemelidir. Yüce Allah’ın Rahman ve Rahim olduğuna iman ettiğimiz gibi, O’nun sıkı hesap ve şiddetli azap sahibi olduğunu da bilmeliyiz.

Arifler demişlerdir ki: İnsan, Allah’ın (celle celaluhu) affından kendisi için ne kadar ümitli ise diğer insanlar için de en az o derece ümitli olmalıdır. Hatta seçkin kullar, herkesin kolayca affa uğrayabileceğini, fakat kendi işlerinin daha zor olduğunu düşünürler. Onlar, kimseyi ilahi rahmetten ümitsiz bırakmazlar. Kimse hakkında kötü bir sonuçla hüküm vermezler. İnsanların saklı yönlerini Allah’a (celle celaluhu) havale edip, dışarıda görülen kusurlarına bir mazeret bulurlar. Sahip oldukları yüksek manevi halleri ve güzel amelleri, kendilerinin kurtulacağına bir işaret görmezler. Onlar başkaları adına ümitli, kendi adlarına ise korku içindedirler.

Yüce Allah’ın rahmetine güvenen Salihler, farzları hakkıyla yerine getirirler. Bütün haramlardan kaçınırlar. Her türlü hayra koşarlar. Nafile namazları aksatmazlar. Özellikle gece namazına büyük önem verirler. Günahlar gibi, iyiliklerinin peşinden de istiğfar ederler.

İrfanı kıt, gafleti çok olanlar ise kendilerini kurtulmuş, halkı mahvolmuş görürler.

Burada şunu da hatırlatalım: Yüce Allah’a elini açıp bir şey isteyen kimse, duasında samimi, isteğinde azimli, sonucundan ümitli olmalıdır. Gafil bir kalp ve isteksiz bir dille yapılan dualar, kulun boğazından yukarıya yükselemez.

Peygamberlerin şefaatine, velilerin himmetine güvenmenin de ölçü ve şartları vardır. Onlara inanmayan ve kendileriyle aynı sevgiyi, hedefi ve edebi bir derece paylaşmayan kimseler, aslında onlarla olmak istemiyor demektir. Bunun için İmam-ı Rabbani (kuddise sırruhu), tembelliği meslek edinmiş, amelinde gevşek, niyetinde kararsız olan kimseleri şöyle uyarmıştır:

“Ameli bırakıp veya gevşek davranıp, ‘Mürşidlerin ruhaniyeti, teveccühü ve yardımı bize yeter’ düşüncesiyle aldanmamak gerekir.”


Allah’a Güvenmek Nasıl Olur

Tasavvuf Sohbetleri
Edep Bir Tac İmiş
Dilaver Selvi
Semerkand Yayınları

Bir Yorum Bırak